• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

Aynamdaki Şiirler

Dr.Salim Çelebi

Site Menüsü
Site Haritası
Takvim

GILGAMIŞ

Liseli yıllarım.

Kravatlı,

         şapkalı,

                takım elbiseli

                                 yıllarım!

Niçin ikide bir öğretmenimin sorduğunu

kırk yıl sonra geçen gün anladım!

Gılgamış,            

            şiir tarzında yazılmış

                                müthiş bir destan!

Yazan

dört bin yıl önce anlamış:

İnsan;

       kan,

           kemik

                  ve kastan.

 

Sanrı görmemişse yazarı,

o, her şeyi bilen 

yarı insan yarı Tanrı

                           savaşçı bir varlık.

Ürkütür

halkına yaptığı gaddarlık 

ve Gök Tanrısı Anu

Enkidu ile cezalandırmak ister onu.

Bir oturuşta,

en büyük taşta pişen üç ekmek

ve iki dana budu

                   yiyen Enkidu

çok vahşidir ve de düşkündür kadınlara.

Katerina ve Baltacı Mehmet Paşa arasında geçen olaya,

yani vakayı Prut’a;

ta o zamanlar Mezopotamya’da;

Uruk’ta

         rastlanır.

Hem yener

hem de Enkidu’yu kendine dost eder

                                                Gılgamış.

 

Aşk Tanrıçası İştar,

göz koyar Gılgamış’a

evlenmek ister: Reddedilir.

Gururu incinen Tanrıça

savaş açar Gılgamış’a

ve Enkidu kurtarır  gazabından.

Bir gece,

rüyasında ölüme mahkum edilir  Enkidu.

Cennetteyken yenmesi yasaklanan

ve niçin yasaklandığı sır gibi saklanan

elma  için kovulan Adem’den daha ağırdır cezası.

Affı yoktur Tanrı’ların.

Hele,

başkalarını cezalandırmak için

                             gönderdikleri karşı çıkarsa ilahi emirlere.

Ölümün soğuk yüzü,

yüzleştirir Gılgamış’ı kendi ölümüyle.

                                                                                                                

 

Gılgamış,

ölümsüzlüğün sırrını bilen ve tufan yaşamış

                                            tek varlık Utnapiştim’i arar

ve sora sora bulur sefili bir sahilde.

Öğrenir ki 

dibindedir ölümsüzlük otu okyanusun:

Dalar ve çıkarır;

fakat dalmasına rağmen derinliklerine suyun

vurgun yemeden çıkmış ama çok yorgun durumdadır.

Çıktığı yerde uyuyakalır.

 

Sahi veya yalan,

destan bu;

yutar otu

oradan geçmekte olan bir yılan.

İşte bu yüzden,

kabuk değiştirerek

meydan okurmuş  yılanlar ölüm korkusuna

ve gençleşmek için 

her yıl yeniden yatarlarmış kış uykusuna.

 

Hiçliği  bilgeliğin alt edeceğini

ve yarattığı korkunun sevgiyle yenileceğini

                                    ölümüne yakın anlar Gılgamış.

Anlar,

bilgeliğin boş sözlere kanmak değil;

dünya nimetlerinden yararlanmak olduğunu.

 

 

 


Yorumlar - Yorum Yaz


Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam1
Toplam Ziyaret30036
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.49753.5116
Euro3.90723.9229
Hava Durumu
Anlık
Yarın
19° 30° 14°
Saat